Gazze’de Yerinden Edilme Kamplarında Zorlu Yaşam

Gazze’de Yerinden Edilme Kamplarında Zorlu Yaşam

Gazze Şeridi’nin kalbinde, savaşın kapıları çalmadan zorla içeri girdiği bir yerde, on binlerce Filistinli geçici yerinden edilme kamplarında yaşamaktadır. Bu kamplar, acının ve bekleyişin kalıcı sığınağına dönüşmüştür. “Çadır”, yoksunlukla parçalanmış bir hayatın simgesi hâline gelmiştir; onun altında ruhlar, hayatta kalmak ve onurlarını korumak için sessizce feryat etmektedir.

Çocukluğu Olmayan Çocuklar: Kamplarda Küçükler Nasıl Yaşıyor?

Zorunlu yerinden edilmenin başladığı günden bu yana yüz binlerce çocuk okullarından koparıldı. Birçok okul barınma merkezine dönüştü, eğitim altyapısı ise yıkıma uğradı. Eğitim durdu; bir zamanlar doktor ya da mühendis olmayı hayal eden çocukların tek derdi artık bir günü daha hayatta kalarak geçirebilmek oldu.

Oyun, çocuğun enerjisini doğal olarak dışa vurduğu alan iken, artık bu küçükler için ulaşılması zor bir lükse dönüşmüştür. Kampların alanları dar, tehlike ise onları her yandan kuşatmaktadır. Çadırın içinde oyun oynamak sıkışmışlıkla, dışında oynamak ise tehlikeyle doludur. Kahkahalar sessizliğe, salıncaklar ise anılara dönüşmüştür.

Birçok çocuk, yerinden edilme sürecinde yaşadıkları kanlı sahneler nedeniyle ağır psikolojik travmalar yaşamaktadır: yıkılmış evler, kaybettikleri akrabalar ve unutulmayan patlama sesleri… Bir anne şöyle diyor: “Oğlum, dedesinin evi gözlerinin önünde bombalandığından beri konuşmuyor; sadece boşluğa bakıyor.”

Çocuklar korku, uykusuzluk ve panik ataklar yaşamaktadır. Üstelik bu durum, uzman psikolojik desteğin neredeyse tamamen yok olduğu bir ortamda gerçekleşmektedir.

Babaların yokluğunda, hastalığında ya da şehit olmasında çocuklar, yaşlarına uygun olmayan yükler taşımak zorunda kalmaktadır. Henüz on yaşını doldurmamış bir çocuk annesine yemek dağıtımında yardım ederken, bir diğeri uzak mesafelerden su kaplarını doldurmakta, bir başkası ise küçük kardeşlerine bakmaktadır. Çocukluk köklerinden sökülüp alınmakta ve küçükler zamanından önce büyümeye zorlanmaktadır.

Yerinden edilme kamplarında çocukları korumak insani bir lüks değil, ahlaki ve hukuki bir sorumluluktur. Çocukların acil psikolojik destek programlarına, güvenli oyun alanlarına, alternatif yöntemlerle de olsa eğitime hızlı şekilde geri dönmeye ve sömürü ile şiddetten korunmaya ihtiyaçları vardır.

Kamplardaki çocuklar yalnızca evlerini özlemiyor; aslında hayatlarının kendisini özlüyorlar. Geçen her gün, onları çocukluklarından biraz daha uzaklaştırıyor. Onları kurtarmak sadece yardım sunmakla sınırlı değildir; bu, onların yalnızca çocuk olma hakkını geri vermektir.

Sıcak, Açlık ve Korku: Çadırların Altında Yerinden Edilenlerin Günlük Yaşamı

Süregelen bir acının ortasında, Gazze’de yerinden edilen Filistinliler, kavurucu güneşin sıcağından, yakıcı açlıktan ve sürekli korkudan koruyamayan yıpranmış çadırların altında yaşamaktadır. Çadırlar, böylece acının tekrar eden sahnelerine dönüşmüş; acımasız günler ve geceler tarafından, ne merhametin ne de ufukta görünen bir sonun eşlik ettiği bir yaşamın tanığı hâline gelmiştir.

Şafağın ilk saatleriyle birlikte kamptaki ailelerin acısı yeniden başlar. Çocuklar ve erkekler, seyyar su tankerlerinden ya da kirli kaynaklardan su bulmak için dışarı çıkar.

Kadınlar ise un ya da konserve gıdalardan basit bir öğün hazırlamaya çalışır. Sıcaklık daha erken saatlerde başlar ve güneş, çadır bezinin altında acımasız bir düşmana dönüşür; çadır ise alevden bir fırın hâlini alır.

Kahvaltı çoğu zaman aile bireyleri arasında paylaşılan kuru bir ekmek parçası ya da bir kutu ton balığından ibarettir. Ne mutfak vardır, ne gaz, ne de buzdolabı; sadece çakılların üzerinde kullanılan basit araçlar vardır. Birçok gün ise kayda değer hiçbir yiyecek bulunmaz. Bu yüzden suyla ya da varsa çayla yetinmek zorunda kalırlar.

Öğle saatlerinde çadır dayanılmaz bir yere dönüşür. Ne vantilatör vardır ne de havalandırma. Çocuklar baygınlık geçirir, yaşlılar ise boğucu havanın ağırlığı altında nefes almakta zorlanır. Açlık karınları yakar, yardımlar ise düzenli olarak ulaşmaz.

Güneş batarken kamp sakinleşmez; aksine korkunun yeni bir aşaması başlar. Elektrik yoktur, yalnızca birkaç küçük lamba ya da mum vardır.

Uçakların sesi gökyüzünde dolaşır; yakındaki herhangi bir patlama, çocukları çığlıklar içinde uyandırır. Ne huzurlu bir uyku vardır ne de tek bir güvenli an.

Aileler, toprak zeminin üzerine yataklarını sermeye başlar. Sivrisinekler ve böcekler çocuklara saldırır; gündüzün sıcağına rağmen soğuk yavaşça içeri sızar. Kimse yarının ne getireceğini bilmez: bombardıman mı, kıtlık mı, hastalık mı? Her şey mümkündür ve her şey korkutucudur.

Kamplardaki Kadınlar: Yerinden Edilme Altında Katlanan Acılar

Birçok kadın savaş nedeniyle eşlerini kaybetmiş ve ailelerinin tek geçim kaynağı hâline gelmiştir. Bazıları yiyecek ve su alabilmek için uzun kuyruklarda beklemek zorunda kalırken, bazıları da çocuklarına elde bulunan imkânlarla yemek pişirebilmek için odun aramaktadır.

Güvenli ve destekleyici bir ortamın yokluğunda kadınlar, kendi kapasitelerini aşan sorumluluklar üstlenmektedir. Üstelik bunu, kendileri de psikolojik ve sağlık sorunları yaşarken yapmak zorunda kalmaktadır.

Aileyi barındıran çadır bir dinlenme yeri değil, kapısı ve duvarları olmayan dar bir alandır. Kadınlar için özellikle kişisel hijyen, çocuk bakımı ya da kıyafet değiştirme gibi konularda hiçbir mahremiyet sağlamaz.

Hamile ve emziren kadınlar çok daha tehlikeli bir durumla karşı karşıyadır. Yeterli tıbbi bakım, uygun beslenme ve psikolojik destek bulunmamaktadır.

Birçok kadın, doktor olmadan ve uygun sterilizasyon sağlanmadan, ağır koşullar altında doğum yapmak zorunda kalmaktadır. Bu durum hem onların hayatını hem de bebeklerinin hayatını tehlikeye atmaktadır.

Birçok kadın, doktor olmadan ve uygun sterilizasyon sağlanmadan, ağır koşullar altında doğum yapmak zorunda kalmaktadır. Bu durum hem onların hayatını hem de bebeklerinin hayatını tehlikeye atmaktadır.

Bazı kadınlar, acı denizi içinde küçük bir umut ışığı olarak güvenli alanlar oluşturmaya ya da diğer kadınlara psikolojik destek sunmaya çalışmaktadır.

Yerinden Edilenlerin Şu Anda Neye İhtiyacı Var?

Yerinden edilenlerin ilk ihtiyacı güvenli ve onurlu bir barınaktır. Binlerce aile, sıcaktan ya da soğuktan koruma sağlamayan yıpranmış çadırların altında yaşamaktadır. Bu çadırlar çoğu zaman mahremiyetten de yoksundur. Bu durum özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinde büyük bir psikolojik yük oluşturmaktadır.

Hava koşullarına dayanıklı çadırların ya da daha güvenli ve daha fazla mahremiyet sağlayan geçici konut birimlerinin acilen temin edilmesine ihtiyaç vardır.

Gıda ve su konusunda ise durum felaket boyutundadır. Birçok aile çocuklarına yedirecek bir şey bulamazken, temiz su konusunda da ciddi bir kıtlık yaşamaktadır.

Yerinden edilenlerin düzenli ve dengeli öğünlere, ayrıca her birey için günlük yeterli ve güvenli içme suyuna ihtiyacı vardır. Bunun yanında yemek pişirme ve gıdaları saklama araçlarının da sağlanması gerekmektedir.

Sağlık alanında ise tıbbi ihtiyaçlar her geçen gün artmaktadır. Sağlık sisteminin zayıflığı ve kampların içinde tıbbi tesislerin bulunmaması nedeniyle durum daha da ağırlaşmaktadır. Halkın sahada sunulan sağlık hizmetlerine, kronik hastalıklar için ilaçlara ve hamile ile emziren kadınlara yönelik özel bakıma ihtiyacı vardır.

Hijyen ve sanitasyon büyük bir zorluk oluşturmaktadır. Altyapının zayıflığı ve temizlik imkânlarının yokluğu nedeniyle hastalıklar yayılmaktadır.

Güvenli ve ayrı tuvaletlerin sağlanması, sabun, hijyenik pedler ve bebek bezleri gibi kişisel temizlik malzemelerinin temin edilmesi büyük bir zorunluluktur. Bunun yanında atıkların uygun şekilde bertaraf edilmesini sağlayacak sistemlere de ihtiyaç vardır.

Maddi ihtiyaçların yanı sıra, en az onlar kadar önemli bir başka ihtiyaç da psikolojik ve sosyal destektir. Özellikle çocuklar ve kadınlar, savaş ve yerinden edilme nedeniyle stres ve travma hâlleri içinde yaşamaktadır.

Psikolojik destek ekiplerine, çocuklar için güvenli alanların oluşturulmasına ve insanların uyum sağlamasına yardımcı olacak, psikolojik etkileri hafifletecek toplum destek merkezlerine acil ihtiyaç vardır.

Eğitim de en çok zarar gören alanlardan biridir. Okulların yıkılması ve bazılarının sığınaklara dönüşmesiyle birlikte binlerce çocuk eğitimden kopmuştur.

Bu çocukların, geçici eğitim merkezleri ya da dijital eğitim desteği yoluyla alternatif öğrenme fırsatlarına ihtiyacı vardır. Bunun yanında okul malzemelerinin sağlanması ve öğretmenlerin desteklenmesi de gerekmektedir.

Yerinden edilenlerin, özellikle kadınların ve çocukların, sömürü ve şiddetten korunmaya ihtiyacı vardır. Yardımların adil şekilde ulaşmasını sağlamak için yerinden edilen kişilerin düzenli bir şekilde kayıt altına alınması gerekmektedir. Ayrıca ihlalleri önlemek için denetim mekanizmaları oluşturulmalı ve koşullar uygun hâle geldiğinde evlerine gönüllü ve güvenli şekilde dönme hakları güvence altına alınmalıdır.

Gazze’de Yerinden Edilenleri Desteklemeye Yönelik Girişimler

Bombardıman ve kuşatma koşullarına rağmen Filistin toplumu büyük bir dayanışma örneği göstermiştir. Birçok gönüllü, sıcak yemek dağıtmak, kıyafet ve battaniye toplamak ve kamplara su temin etmek için çeşitli girişimler başlatmıştır.

Ayrıca çocukların üzerindeki psikolojik baskıyı hafifletmek amacıyla basit eğlence etkinlikleri düzenleyen gençlik kampanyaları da ortaya çıkmıştır.

Laith Yardım Ekibi de bireysel girişimler ve halkın temel ihtiyaçlarına doğrudan cevap veren projeler aracılığıyla Kuzey Gazze halkına yardım etme konusunda uzun süredir önemli bir rol üstlenmiştir.

Gazze’deki sivil toplum kuruluşları, Filistin Kızılay Derneği ve Tıbbi Yardım Derneği gibi kurumlar, mevcut imkânları ölçüsünde temel sağlık hizmetleri, ilk yardım ve gıda yardımı dağıtımı sunmak için çalışmaktadır.

Bazı bu kurumlar, kamplardaki kadınlar ve çocuklara psikolojik ve sosyal destek sağlamak amacıyla geçici merkezler de kurmuştur.

Diaspora ülkelerindeki Filistinliler — Avrupa’dan Ürdün ve Lübnan’a kadar — nakdi ve ayni bağışlar toplamak için kampanyalar başlatmıştır. Bu yardımlar, güvenilir kuruluşlar aracılığıyla Gazze’ye ulaştırılmaktadır.

Bu girişimler; tıbbi ve gıda sponsorlukları, çocuklara yönelik ihtiyaç malzemelerinin sağlanması ve acil eğitimi desteklemek için fonların oluşturulması gibi farklı alanları kapsamıştır.

UNRWA, Kızılhaç ve Sınır Tanımayan Doktorlar gibi bazı uluslararası kuruluşlar, güvenlik kısıtlamalarına rağmen büyük çabalar göstermektedir.

Bu çabalar; gıda malzemelerinin dağıtılmasını, mobil kliniklerin kurulmasını ve psikolojik destek sağlanmasını kapsamaktadır. Ancak bu girişimler; hareket etme, finansman sağlama ve kamplara güvenli erişimi garanti etme konusunda büyük zorluklarla karşı karşıyadır.

Dünyanın dört bir yanındaki aktivistler ve dayanışma gönüllüleri, sosyal medya platformlarını kullanarak bağış ve destek toplamak için çevrim içi kampanyalar başlatmıştır. Bu kampanyalar; çadır satın almak, elektrik jeneratörleri sağlamak, su arıtma cihazları temin etmek ve çocuklar için okul çantaları almak gibi küçük projeleri finanse etmeye odaklanmaktadır.

Kamplarda geçici okullar ya da küçük eğitim sınıfları kurmaya yönelik yerel ve uluslararası girişimler de ortaya çıkmıştır. Bazı gönüllü öğretmenler, çocuklara okuma ve yazma öğretmek ya da kaçırdıkları müfredatı telafi etmelerine yardımcı olmak için basit ders halkaları oluşturmuştur.

Gazze’de çadırların altında yaşayan yerinden edilmiş insanların çığlıkları, hâlâ kapanmayan açık bir yaranın tanığı olmaya devam ediyor. Bu, kelimelerin anlatmaya yetmediği süregelen bir trajedidir.

Ancak bu trajedi, dünyanın vicdanına harekete geçmesi için seslenmektedir. Çünkü Gazze, sessizlik içinde kuşatılmış gerçek ruhların yurdudur.